Her Yönüyle Dernekler Dergisi Sayı 10 PDF Formatında
İndirmek için buraya tıklayın...
STK'lar ve Kalkınma | Türkiye-AB İlişkilerinde STK'ların Mevcut ve Muhtemel Rolleri Üzerine Bir Değerlendirme |
|
Sayfa 1 in 2 DOC. DR. YÜCEL ACER ÇANAKKALE ONSEKİZ MART ÜNİ. ![]() Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerinde Sivili Toplum Kuruluşlarının Mevcut ve Muhtemel Rolleri Üzerine Bir Değerlendirme Bir yönetim biçimi olarak cumhuriyet, yönetim erkinin halk tarafından ya da halk adına seçilmiş temsilciler vasıtası ile kullanılmasını yani cumhurun (halkın) kendi kendini yönetmesi anlamına gelir. Türkiye Devleti, 23 Nisan 1920’de bir Meclis temelinde işlemeye başlamış ve 29 Ekim 1923’te ise resmen bir cumhuriyet olarak ilan edilmiştir. “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” hükmü, Türkiye’nin günümüzdeki anayasası olan 1982 Anayasası’nın ilk hükmüdür.1 Anayasa’nın 2. maddesi ise “Türkiye Cumhuriyeti” ibaresini kullanmakta ve Türkiye Cumhuriyeti’nin nitelikleri arasında “demokratik” olma niteliği de belirtilmektedir. 1982 Anayasası’nın 2. maddesi, “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” ifadesini kullanır. Bu ifadenin de ima ettiği gibi, bir devletin yönetim biçiminin cumhuriyet olması, demokratik olmasını zorunlu kılmıyor olabilir. Demokratik olmak, cumhuriyeti zenginleştiren ona bazı nitelikler katan unsurlar olacaktır. Bir başka ifade ile cumhuriyet olmak demokratik olabilmek için yeterli olamayabilecektir. Bir cumhuriyet yönetiminin demokratik olması, başka bazı özelliklerinin yanında, halkın devlet yönetiminin yönetsel kararlarına etki edebilmesini ifade eder. Halk, yönetimi seçmenin ötesine geçerek, yönetimin kararlarını da etkileyebilecektir. Ancak, halk, nasıl ve hangi yöntemlerle yönetsel kararları etkileyebilecektir? Tam da bu noktada sivil toplum kuruluşları (STK’lar) en etkin araçlardan birisi haline gelmiş durumdadır. STK’ların karar alma mekanizmasına katılım şekli ve oranı, bugün neredeyse bir ülkedeki demokrasi standartlarının seviyesini belirler hale gelmiştir. Bu durum, farklı grupların ve akımların seslerini duyurabilmelerini sağlayarak ‘katılımcı demokrasi’ anlayışını güçlendirmektedir. STK’lar, halkın devlet dışında örgütlenişinin yaygın adıdır. Çeşitli amaçlar ve faaliyetler etrafında bir araya gelmiş ve daha çok gönüllülük esasına dayanan birer toplumsal birlikteliklerdir. Özellikle soğuk savaşın sona ermesi ile daha da güç kazanan insan hakları ve demokratik değerler, gelişen iletişim ve ulaşım imkânları STK’ların hem sayısını ve gücünü hem de faaliyet alanlarını artırmıştır.Günümüzde STK’lar birçok değişik amaç için birçok değişik faaliyet yürütmekteler. Geleneksel olarak toplumun alt kesimlerinin barınma, gıda, sağlık gibi temel gereksinimlerini karşılamaya dönük faaliyetler yürütmüşlerken, aslında devletin yükümlülüğü olarak kabul görmüş eğitim, ekonomi, sağlık, ulaşım v.s. gibi kamusal hizmetlere de destek verir hale gelmişlerdir. Belirli toplumsal-kültürel değerler, belirli siyasal görüşler hatta sigaranın zararları gibi oldukça öznel konularda farkındalığı, bilinçlendirmeyi sağlamak da STK’lar için birer uğraş alanıdır artık. Bu çerçevede, hem yerel hem de merkezi düzeyde kamusal kararların alınmasını halkın etkileyebilmesini sağlamada STK’lar oldukça etkin ve önemli bir yöntem ya da kanal haline gelmişlerdir. Amerika Birleşik Devletleri’nde lobicilik (lobbying) adı altında bu faaliyet türü olağan bir nitelik kazanmıştır. STK’ların Avrupa Birliği’nde, eğitim, sağlık ve sosyal konuların yanı sıra, spora, kültür mirasının ve çevrenin korunmasına kadar birçok hizmetlere katkıda bulunduğu, dolayısıyla sosyal yaşamın hemen hemen tüm alanlarında önemli bir rol oynadığı bir vakıadır. Avrupa Komisyonu’nun konu ile ilgili COM (97) 241 sayılı Tebliği’nin amaca ilişkin maddesinde ifade edildiği gibi, bu kuruluşlar, etkin vatandaşlığın yaratılmasında, vatandaşların menfaatlerini birçok kamu kuruluşu nezdinde temsil ederek kalkınma politikalarının belirlenmesinde, insan haklarının geliştirilmesi ve korunmasında, büyük ve etkin bir rol oynamaktadır. Türkiye’de siyasal maksatlı STK faaliyetleri daha yeni yeni güç ve önem kazanmaya başlamış ancak önemli ilerlemeler sağlanmıştır. Türkiye’nin önemli meselelerinde hükümetlerin kararlarının, devlet eli ile kurulmuş meslek kuruluşları (birlikler, federasyonlar v.b.) ya da sendikalar dışında devletten tamamen bağımsız olarak kurulmuş STK’lar tarafında etkilenmeye, yönlendirilmeye başlanması yeni ve yaygınlık kazanan bir olgudur. |
| Sonraki > |
|---|
Avrupa Birliği Perspektifinden Sivil Topluma Doğru Dünya Adımları: Sivil Toplum Kuruluşları![]() STK’ların tüm dünyada farklı boyutlarda artan önemi; mevcut fonksiyonlarının da belirginleşmesine yol açmıştır....Devamı |
| -------------------------------- |
Ahilik ve Türk Sosyo-Kültürel Hayatına Katkıları Ahilikte üretim rekabeti, daha fazla mal üretimi şeklinde değil, daha mükemmel eser meydana getirme şeklinde gerçekleşmiştir...Devamı |
| -------------------------------- |
Birleşmiş Milletler'de Sivil Toplumun Yeri 2008 ekonomik krizi, ABD’deki mortgage piyasasında, konut fiyatlarındaki sert düşüş ve kredi borçları ödemelerinde...Devamı |